beşiktaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
beşiktaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Mart 2016 Çarşamba

müzik değişirse dans da değişir

Bu düzen değişmez. Aziz Yıldırım başkanlığa devam etmeli. İlla gidecekse yerine Ali Koç değil Ali Şen gelmeli, daha kaba saba kim var bilmiyorum ama mümkünse mesela abdullah çatlı gelmeli, malkoçoğlu gelmeli. Ne olursa olsun, rakip kim olursa olsun, federasyon başkanı kim olursa olsun, mhk başkanı kim olursa olsun veya medya patronları kim olursa olsun Fenerbahçe başkanı her zaman en güçlüsü olmalı. Fenerbahçe 'yi antipatikleştirmesiyle yada Fenerbahçeli 'lerin diğerlerini küçük görmesiyle ilgisi yok bunun, kanı bozuk hepsinin. Sürekli, yeniden, tekrar yaşıyoruz herşeyi. Buram buram şike kokan denizli faciasından sonra bursa da, bursadan sonra 2010-2011 senesinde ve bu sene yine aynı senaryo. Beşiktaş 'ın ligde oynadığı eskişehir ve trabzon maçlarındaki şikeyi tüm spor kamoyu görmesine rağmen maç sonu hala hakem diye ağlayan bir camia ve medya da düzülen methiyeler bize gösteriyor ki hiçbirşey değişmeyecek. Bunlar refleks hareketler, açın bakın hakim karşısında ümit karan ne demiş, necati ateş ne demiş? Ne kadar kanı bozuk varsa top oynuyor bu takımlarda, herhangi bir şike anlaşmasına veya delile gerek yok omurilikten geliyor Fenerbahçe 'ye karşı her türlü pisliğin içinde olmak. Bu saatten sonra o ayaklar titrer beşiktaşa karşı şut atarken, o eller uzanmayacak gole giden topa, çünkü toplum bu tip hareketleri yapabilmeye çok müsait bir ahlaka sahip. Komşusundan tutun sınıf arkadaşına kadar kıskançlık neticesinde başvurulan katakülle yollar genelde tatmin eder bizi. Güçlüyü sevmez illa bir madur uydurup onun yanında olarak vicdanımızda kendimizi aklamaya çalışırız. 
Aynen bunlar da bursayı hep birlikte şampiyon yapıp "Anadoludan şampiyon çıktı Türk futbolu çağ atlayacak" dediler olmadı, şike iftirasıyla kendi şikelerini aklamaya çalıştılar yine olmadı, olmuyor. Çünkü hepsini Fenerbahçe 'ye karşı yaptılar, asıl değişmesi gereken kendileriyken her defasında hepsi bir oldu Fenerbahçe 'ye karşı oynadılar. 
Yine söylüyorum durum buyken Fenerbahçe 'nin futbolcusu formsuz, hocası yetersiz olsa da başkanı yetersiz olmamalı, meydan bunlara bırakılmamalı. Aziz Yıldırım elinden geleni ardına koymasın, şike yapsın amk, maç satın alsın. madem müzik değişti dans da değişsin. Şerefli ikincilik aramanın anlamı yok namusuyla çarpışmayı bilmeyenlere yenilmek daha büyük hezimet. 
Bu saatten sonra beşiktaşın bana göre 3 maçı kaldı, onlar da antalya, sivas ve konyaspor maçları bunların dışında ki tüm maçları garanti. Fenerbahçe 'nin ise 9 maçı daha var hepsi final havasında. Futbolcular sahaya çıkacaklar ve yenecekler. Yöneticiler ise beşiktaşa tüm yatışlardan sonra ortalığı ayağa kaldıracak, toz duman edecek her şikeyi ve hakem kararını. Bütün bu trabzonspor, tff, mhk, doğan medya, lig tv gibi omurgasız kertenkele sürüsüyle rekabet içinde olmanın anlamı yok savaş içinde olmak lazım. Yöneticiler şampiyon olsak dahi her defasında bu satılmış namertlerin yüzüne yüzüne vuracaklar yaptıklarını ve bunu kendisine yüklenen "son kale" imajından dolayı yapacak, taraftarı için yapacak. 
Yine bütün Fenerbahçe taraftarının "şampiyonluk sayısı önemli değil hepsi göt olsun bize yeter" haftaları geldi çattı. Tüm bu olan biteni çok yakından bilen, Volkan, Gökhan, Caner, Mehmet gibi isimler tüm takıma Türkiye de futbol iklimini anlatsın. Herkes bilsin, herkes görsün. Bu kadar rezillik yeter her sene her sene.

15 Şubat 2016 Pazartesi

kertenkeleler..

neden hep aynı kişiler? neden hep aynıdır bu işler?
fenerbahçe yenildiği zaman neden en önemli futbolcusunun performansı yada teknik direktörün kapasitesi konuşulurken, beşiktaş yenildiği zaman neden hakemler konuşulur?
mesela galatasaray şampiyonluk mücadelesinin dışında kaldığı sezonlarda, sezon sonuna kadar futbol için, ligimizin çok meşhur marka değeri için veya taraftarı için ne yapar? neden havlu attıktan sonra başrole karşı figürandan rol çalar? armalarının gururu nerelerine kaçar lig yarışı devam ederken?
şike iftirasını alınlarının ortasına yedikten sonra, iddaaları kabul edip dümenden kupayı iade eden beşiktaşlı duruşu şuan yargıtay süresi devam ederken nerededir?
memleket sevdalısı, delikanlı trabzonspor, kendi çıkarı söz konusu olunca memleketi, milleti bir kenara itip fenerbahçe 'yi ve ülkeyi tüm dünyaya şikayet etmesi dışında son 20 sene de futbol için, futbolcu için ne yapmıştır?
hep beraber şampiyon yaptıkları, ülke futboluna çağ atlatacak olan, ve hatta istanbul hegomanyasını bitirecek olan bursaspor şimdilerde atlattıkları çağda ne yapmaktadır?
fenerbahçe 'nin tüm emeklerine çamur atan, kazanılmış haklarını gaspeden, ekonomik planlarını aşağılayan siyasi liderler, fenerbahçe 'nin 10 sene önce hayata geçirdiği sportif ve kurumsal yapılanmayı "yeni" diye yutturmaya çalışanlara karşı neredeler?
fenerbahçe 'nin imkanlarıyla herkesten 15 sene önce yaptığı stadın kenarındaki kaldırımdan bile vergi alanlar, galatasaray 'ın vergi borcu 400 milyonlara dayanana kadar neredeydiler?
kendilerini, birbirinden meşhur kumpas davalarının savcısı ilan edenler, "ne şikesi kardeşim memleket elden gidiyor" ken neredeydiler? parelel marelel işleri çıkınca neredeler?
ben size söyleyeyim, ulan hepsi oradaydı be...
ceza sahası içinde volkan şen 'in ayağına basarken tüm hınçlarıyla oradaydılar, rvp penaltı kullanırken hep birlikte kalenin içindeydiler. fenerbahçe 'ye verilmeyen penaltıyı da hep birlikte görmediler, emenike 'nin para sayma görüntülerini de bir tek onlar hep birlikte gördüler. usulsüz sermaye artışıyla vatandaşı soyanları göremeyenler, fenerbahçe 'nin banka açma planını hep birlikte komik gördüler.
"onu çekme bunu çek" i takmayanlar, pereira 'nın eşortmana taktılar iyi mi? alpay-cansel 'den caner-asena 'ya kadar hep birlikte aynı renklere taktılar.
istatistik olarak ligin en çok penaltı kazananı, en az kart göreni kendileriyken, fenerbahçe 'yi kollanıyor ilan ettiler amk. federasyon başkanı tescilli galatasaraylıyken de, beşiktaş eski başkanıyken de kabuslarında illa bir fenerasyon gördüler.
demek ki bukalemun olmak böyle birşey. sadece renk değiştirebiliyorsun, mesela aslan olamıyorsun da sarılı kırmızlı birşey olabiliyorsun, kartal olamıyorsun da anca grimsi bir tip olabiliyorsun. sizi tanıdım, siz 2006 da sarı kırmızı, 2009 da yeşil beyaz olanlar. bu sene de hep birlikte siyah beyaz olmuşlar.
yalan yok bak, biz de isterdik kartallarla, aslanlarla kapışalım ama bukalemunlukları doğuştan.
evet biliyoruz, körler sağırlar birbirini güzel(!) ağırlar. en iyi bildiğimiz hale geldiler yine. artık sivas 'tan başakşehir 'e kadar karşımızda tek renk, tek hakem ve tek bir rakip var.  her maç öncesi karşı takımın motivasyon kaynağını, hakemlerin neyi görüp göremeyeceğini, maç sonu açıklamalarının neyle alakalı olacağını, ertesi gün gazete manşetlerinde neler yazacağını çok iyi biliyoruz.
biz yine bir önce ki günden bile daha sarı lacivert, onlar hep birlikte siyah-beyaz grimsi, lanet..

8 Şubat 2016 Pazartesi

yine, yeni, yeniden..

süper ligde 20. hafta itibariyle fenerbahçe iki maç fazlasıyla beşiktaşın iki puan önünde lider. 
lig de ikinci yarının başlamısıyla daha önce ki tecrübelerimize dayanarak çok kolay fark edebildiğim bir durum yeniden baş göstermeye başladı, algı. 
ligin ilk yarısı en ihtiyaç duyulduğu dönemlerde, en hak ettiği penaltıları alamayan fenerbahçenin, hakemlerin bariz yardımıyla ittire kaktıra kendisine rakip yapılan beşiktaşa rağmen direnci kırılmamış hatta 25 maçlık bir yenilmezlik serisi yakalamıştı. devre arasını şu veya bu sebeplerle transfer yapmadan geçiren fenerbahçe ligin ikinci yarısı, ilk yarının tersine flaş penaltı kararlarıyla gündeme oturdu. bana göre tamamı haklı olan kararlar, adalet yada hakemlerin dik duruşu neticesinde değil yine herzaman ki fenerbahçeye karşı oluşturulan "madur takım" projesinin %75 gibi bir başarı yakalamış olmasından dolayı verilmeye başlandı, nasıl mı? tabii ki de "madur edebiyatı"nın bu topraklarda herzaman madur olduğunu iddaa eden tarafa çıkar sağladığı gerçeği yüzünden . 
tüm eski hakemlerin ve futbolcuların tv ekranlarında, köşe yazılarında bol bol eleştirdiği kararlar değil rakip takımları, içimizde ki talı su fenerbahçelilerini bile "hep mi size, biraz da bize çalsınlar" mesnetsizliğine itti. halbu ki perşembenin gelişi çarşambadan belliydi, ligin ilk yarısı galatasaray ve beşiktaşla yaptıkları maçlarda bariz hakem hatalarına kurban giden özellikle abdullah avcı, okan buruk ve eskişehirspor başkanı maç sonu açıklamalarında "galatasarayın daha çok ihtiyacı vardı, hamza hoca adına sevindim, hakemlerde insan yardımcı olmak lazım, yapacak birşey yok önümüzde ki maçlara bakacağız" gibi futbol ortamımızın bilmediği bir dilden konuşmuş ve aynı isimler fenerbahçe maçları sonrasında ise hakemleri ağrı bir dille eleştirmişti. 
asıl meseleye gelecek olursak, aslında ligin ikinci yarısı fenerbahçenin kazandığı penaltılar ne hakemlerin biranlık boşluklarından ne de adil oyun anlayışından değildi. asıl amaç fenerbahçe karşısında gerçek bir madur oluşturmak ve fenerbahçeye aleyhine algıyı yönetmekti. hemen hemen tüm yorumcular ve eski hakemler ağız birliği yapmışcasına kararları aynı şiddette eleştirdi ve fenerbahçenin galibiyet serisini şansa ve hatta ligimizin kalitesizliğine bağladılar. çok alışık olduğumuz senaryo yine önümüze kondu. futbolu yönettiğini sanan akbabalar, galatasarayın devreden erken çıkmasıyla fenerbahçeye karşı tek rakip kalan beşiktaşın bu yarışı tamamlayamayacağını çok iyi bildiklerinden ligde bu iki takıma rakip olan diğer takımların karakteriyle oynamaya gittiler. tıp ki 2006 (denizli), 2010 (bursa) ve 2011 (trabzonspor) senelerinde olduğu gibi. 
fenerbahçelilere sorsalar; "verilen/verilmeyen hakem kararları mı, yoksa rakiplerin maç seçmesi mi daha irite edici?" diye, eminim ki hepsi rakiplerin bize oynadıkları futbolla rakibimize oynadıkları futbol arasında ki farktan bahseder. tam olarak da bu sene yeniden lige verilmeye başlayan ayar budur. amaç fenerbahçeyi yada beşiktaşı hakemlerle şampiyon yapmak değil, çok daha temizi olan algılarla oynayıp rakiplerin ve hakemlerin beşiktaşa minumum, fenerbahçeye ise maksimum dirençle maça çıkmalarını sağlamak. işte sergen 'in mondragon 'la karşı karşıyayken birden ortasahaya geri pas atma fikrine kapılması ya da cordoba 'nın maçın son dakikasında topu elle kurup hasan kabze'den gol yemesi gibi futbol kurallarının tamamen içinde fakat mantığın dışında karar almasını sağlayan bu  dirençti. hatta daha dramatiği, bir kaç hafta önce güya öz evladımız beykan şimşek bile kiralık gittiği takım da fenerbahçeye karşı ekstra motivasyonla oynamış hatta maç sonu hiç haddi değilken çıkıp talihsiz bir şekilde saçma sapan açıklamalar yapmaştı. çünkü beykan iyi futbolculuğunun yanından "ekmek yediğim yer" geyiğini fenerbahçe üzerinden, fenerbahçeye karşı kullanmaya ihtiyacı duymuştur. onun bile bilinç altında bir yerlerde sivasspora gönderilmesinin maduriyeti yatıyormuş çünkü fenerbahçeye ulaşamayan herkes mutlaka hakkının yendiğini düşünür.
fenerbahçenin en zorlu rakibi herzaman saha dışında olmuştur. bu yüzden fenerbahçe başkanı çok güçlü olmak zorundadır, bu yüzden fenerbahçe taraftarı takımını herzaman destelemek zorundadır. fenerbahçe bu yüzden kaybetse bile eşsizdir. bu yüzden fenerle kimse başa çıkamaz..