penaltı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
penaltı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Mayıs 2016 Perşembe

kanser et bizi fener..

Evet lig bitti sayılır ve Fenerbahçe daha önce hiç bu şekilde iki sene üst üste aynı hatalar silsilesiyle şampiyonluğu kaybetmişmidir, sanmıyorum. 
Neydi bu hatalar öncelikle ona bakalım.
Öncelikle en popüler olandan başlayalım; geçen senenin aynısı olan forvet transferi yapmayarak bir hata yaptı Fenerbahçe. Yine geçen senenin aynısı sayılabilecek bir diğer hata, hocanın yetersizliği, bir başka benzer hata ortasaha da yaratıcı oyuncu eksikliği ve diego 'ya olan güven. Yani görüldüğü gibi geçen seneye göre çok daha pahalı bir kadro (daha güçlü olup olmadığı tartışılır) ve aynı düzey bir başarısızlık.
Herzaman söylerim bir futbol takımının tüm sezon en iyi oyuncusu defansif ortasaha oyuncusu olmaz. Böyle bir şey dünyanın hiç bir takımında yoktur. Çok iyi ortasaha oyuncularıyla şampiyon olunur, en verimli oyuncusu ortasaha oyuncusu da olabilir ama en gözde en flash oyuncusu ortasaha hele ki defansif ortasaha oyuncusu olmaz. Fenerbahçe de senenin en iyi oyuncusu şüphesiz mehmet topal, sonra kjaer, gökhan gönül diye gider bu. Hiç kimse 1 tane kanat veya forvet oyuncusu yazamaz çünkü iki senedir hepsi berbatlar. Peki geçen sene enaz 10 maç sonrası "hatalarımızdan ders alacağız" açıklaması yapan etkili Fenerbahçeli futbolcular ve yetkili kişiler bu sene neredeler ve ne yaptılar? Hiç birşey. Çünkü adamlara hesap soran yok, adamların tek endişeleri Fenerbahçe dışında hiçbir takımdan kazanamayacakları paralar. Yani aziz yıldırım 'ın stadyumda bağırdığı "paralı köpekler" esas olarak bunlar. 
Taraftar o kadar mağlup oldu ki 5 sene boyunca artık ne takıma ne de başkana sahip çıkacak hali kaldı. Stadyumda kötü oynayan oyuncu veya hoca yuhlandığında nezamandan beri Fenerbahçe 'nin futbolcusu ya da yöneticisi ekran karşısından taraftara "ayıptır, yakışmıyor" diye ayar verir oldu ya? Ulan yakışmayan senin üzerinde ki forma be deyus. Taraftar, hele ki Fenerbahçe taraftarı bilmiyor mu kime nasıl sahip çıkacağını itoğlu it, 5 senedir mahkeme mahkeme geziyor bu taraftar. Peki nezamandan beri kendi taraftarına nispet yapar oldu hocayla oyuncu? Kadıköyde  rvp-vp 'nın birbirine sarılması mesela, ne ayaksınız siz ya? Sizin atarınız kime? Şovunuz kime arkadaş? Bütün camiayı sen 28 hafta kanser et "yok küsler yok ayrılacaklar" diye, üzerine de bir sikim yeme futbol olarak, caner 'i küstür taraftarı kalbinden bıçakla, 29. hafta iş işten geçmiş 2 gol atınca gidin sarılın, taraftara eyyorlama yapın, olacak iş değil yeminle.
Zaten 5 senedir her açıdan yıpranmış kulüp, finansal açıdan, medya da, saha da her alanda yıpranmış. Gitmiş en büyük rakibine avrupa finalinde kupa vermişsin, kendi evinde vasat teknik direktörün yüzünden 2012 senesinde tam da bugün şampiyonluğu vermiş, taraftar tüm gece polisten işkence görmüş. Mahkeme mahkeme gezmiş bu taraftar, yapmadığı organizasyon kalmamış amk yine de bırakmamış takımının peşini ve 2014 sezonunda yeniden şampiyon olmuş bu takım. Taraftar derin bir "ohh" çekmişken, ezeli rakibinle şampiyonluk sayın eşitken ve 4. yıldıza 1 sene kala ersun yanal 'ı apar topar kovmuşsun, takımın başına bir başka çapsız ismail kartal 'ı getirmiş zulümü yeniden başlatmışsın. Hadi "4. yıldız falan çok da önemli değil, yeniden yapılanma vs." demişken 2016 senesine geldiğimizde sonuç ortada. 
Fenerbahçe futbol şubesi çok başarısız kim ne derse desin. Böyle mücadele verilmez. Futbolda ki tüm kurumlarda 1 tane lobin yok, geçtim onu uefa 'dan cumhurbaşkanına, mhk başkanından Fenerbahçe eski başkanına kadar herkes senden nefret ediyor sen kalkmış stadyumda taraftara atar yapıyorsun. Bu kadar düşüncesizlik olmaz, herşeyin farkındasın hatta herkesten daha iyi biliyorsun ama ben de şunu biliyorum; yargıtayda aklanmayı garanti altına almak için başkanlığı bırakmıyorsun. Sen tepede ki iradeye  "bırakmıyorum" restini çekerken, o da seni kenan evren lisesi arazisinden tut da volkan şen 'e verilmeyen penaltı kararına kadar madur ediyor. Restine karşı rest diyor ve sen de bu resti görmene rağmen Fenerbahçe 'yi ezdirmekten geri kalmıyorsun çünkü aklanman lazım. Çünkü senin başlattığın projeleri devam ettirmesi lazım yeni gelecek olanın, çünkü burası senin babanın şirketi amk. Evet kimden bahsettiğim ve başarısızlığı kimin üzerinden gösterdiğim açık sanırım. 
Aziz yıldırım Fenerbahçe 'nin ve Türk futbol tarihinin efsanesidir ama bu ülke lobilerin, şeyhlerin, dervişlerin, camiaların cirit attığı bir memleket yani aslında senin beceremediğin kaypaklığın memleketi burası. Yeni Türkiye de bu kurumlar ve kişiler arasında ki dengeyi kuramıyorsan Fenerbahçe başkanı da olmayacaksın arkadaş, malesef bu böyle. Tabiki de Fenerbahçe dik duracak, kimseye boyun eğmeyecek o ayrı, ama varlığını ve gücünü de korumak zorunda bir şekilde. 
Bu taraftar her yerde saldırıya uğramak zorunda değil. Kendi hakkını, daha önce defalarca yaptığı gibi savnumasını bilir fakat bu seferde senden ve senin götünü kaldırdığın düşük IQ 'lu futbolcudan ayar yemek zorunda da değil. Kim yuhlanacaksa yuhlanacak, kim gideceksen gidecek adam olanlar gelecek bu klübe. Resmen batırdınız herşeyi.

18 Mart 2016 Cuma

bragın bu işleri

hakem maça damga vurdu ve fenerbahçeyi eledi fakat hakem maça hiç karışmasaydı fenerbahçe belki elenmezdi ama kesinlikle yenilirdi. çünkü saha kenarında duran hocası hoca değil. deplasman da diegoyla ve naniyle başlaması hataydı. kesinlike orta saha da topal-josef-meireles ve nani yerine caner 'i oynatması gerekiyordu. orta sahada hızlı top yapan bragaya karşı tecrübeli, topu daha teknik pas yapabilecek oyuncularla oynamak gerekirdi diye düşünüyorum. kaldı ki bunlara sıra gelmeden maçı hakem katletti ama başka bir gerçek hakemin bu kararları braganın da oyununu etkiledi. adamlar defans arkasına top atarak ve kanatlardan çizgiye inerek gelme planı yapmışken sürekli duran top ve dönen topla maçı oynadılar. hakem skandalları olmasa duran top ve kaptırılan topta fenerbahçeye 2 gol atmaları çok zordu. kendi taktikleri daha çok işe yarardı.
fenerbahçenin hocasının nesi kötü diye soracak olursanız eğer, bu sezon komple kötü. bakın fenerbahçe için olmazsa olmaz 2 adamdan biri sene başından beri form tutamadı diğeri ise yere çakıldı, evet nani ve rvp. bu adamlar geldi diye geçen sene yetersiz görülen kuyt, emenike ve webo takımdan gönderildi, fayda indeksine bir göz atarsak sanki yerlerine tarık çamdal 'la umut bulut geldi gibi birşey.  diego, fernadao ve ozan tufan 'dan bahsetmiyorum bile. hoca kesinlikle skor odaklı ve sezonluk bir adam. her sene yapılanma ve yeni motivasyon gerektirecek etkenler olmadan sezonu tamamlaması zor bir çizgisi var. yani oturmuş takım olma, her sene üstüne koyma ihtimali sıfır.
kendi evinde 3-4 gol atabildiğin takım yok. koca sezon çalışılmış tek pozisyon bjk 'ya atılan ilk gol, gerisi zaten bir şekilde büyük takımların bulduğu gol işte.
ayrıca fenerbahçe 'nin motivasyon ve psikolojisi çok kırılgan, 2 gol yedikleri anda 4 lük oluyorlar. elleri ayakları birbirine dolanıyor ve hata üstüne hata yapıyorlar, bu da alışılması zor bir mevzu.
dünyanın hiç bir takımında, takımın bir sezon boyunca en önemli oyuncusu defansif orta saha oyuncusu olmaz. ancak büyük takımlara karşı gol yememeyi başarabilen küçük takımların oyuncuları, o da ancak bir kaç maç olur, tüm sezon boyunca yine olmaz. ama fenerbahçede koca sezon takımın en büyük oyuncusu mehmet topal. tamam zaten büyük oyuncu falan ama yıldızlar topluluğu diyebileceğimiz bir takımda dünyaca ünlü 3 tane yıldızın takımın önliberosu ve bekleri kadar fark yaratamıyor. bakın bu bir dramdır. iyi takımlarda önlibero ve bekler zaten sorunsuz işini yapan net oyunculardır, şovu  hücumcular üstlenir. büyük takım diyebilirmiyiz bilmiyorum ama bu sezon beşiktaşın hali aynen de böyle, takımın hamalları 5 yıldızlık oynasalar bile en çok ileri uç kendisinden söz ettiriyor.
bu maçla ilgili bir diğer konu ise; türk takımlarına yapılan şerefsizlik mevzusu ve rıdvan dilmen 'in şirin açıklamaları. ben galatasaray 'a yapılmış böyle bir hakem skandalı hatırlamıyorum şahsen, ayrıca gs 'nin aldığı ffp cezasını beşiktaşta aldı. büyük oyun türklere karşı terör nedeniyle olabilir belki ama kesinlikle "türk takımlarına karşı" diye bunu genelleme yaparak gs 'ye şirin gözükmenin de anlamı yok. zira gs 'nin aldığı cezayı bir çok takım aldı ve alacak da. bu başka bir şey, bukelamunluk yapmaya gerek yok. ayrıca hakemlerimizde farkında olmadan kendilerini ele verdiler çünkü tüm eski hakemler hakemi eyyamcılıkla, tetikçilikle suçladı. hiç biri çıkıp "öyle şey mi olur, hakem tetikçi mi olurmuş. münferit bir olaydır" demedi çünkü çok iyi biliyorlar! evet avrupalılar her fırsatta türklere karşı ırkçı bir dokunuş peşinde ama bu türk takımlarına karşı değil fenerbahçe üzerinden türklere karşı. geçmiş olsun arkadaşlar. artık herkes evine dönmeli.

8 Şubat 2016 Pazartesi

yine, yeni, yeniden..

süper ligde 20. hafta itibariyle fenerbahçe iki maç fazlasıyla beşiktaşın iki puan önünde lider. 
lig de ikinci yarının başlamısıyla daha önce ki tecrübelerimize dayanarak çok kolay fark edebildiğim bir durum yeniden baş göstermeye başladı, algı. 
ligin ilk yarısı en ihtiyaç duyulduğu dönemlerde, en hak ettiği penaltıları alamayan fenerbahçenin, hakemlerin bariz yardımıyla ittire kaktıra kendisine rakip yapılan beşiktaşa rağmen direnci kırılmamış hatta 25 maçlık bir yenilmezlik serisi yakalamıştı. devre arasını şu veya bu sebeplerle transfer yapmadan geçiren fenerbahçe ligin ikinci yarısı, ilk yarının tersine flaş penaltı kararlarıyla gündeme oturdu. bana göre tamamı haklı olan kararlar, adalet yada hakemlerin dik duruşu neticesinde değil yine herzaman ki fenerbahçeye karşı oluşturulan "madur takım" projesinin %75 gibi bir başarı yakalamış olmasından dolayı verilmeye başlandı, nasıl mı? tabii ki de "madur edebiyatı"nın bu topraklarda herzaman madur olduğunu iddaa eden tarafa çıkar sağladığı gerçeği yüzünden . 
tüm eski hakemlerin ve futbolcuların tv ekranlarında, köşe yazılarında bol bol eleştirdiği kararlar değil rakip takımları, içimizde ki talı su fenerbahçelilerini bile "hep mi size, biraz da bize çalsınlar" mesnetsizliğine itti. halbu ki perşembenin gelişi çarşambadan belliydi, ligin ilk yarısı galatasaray ve beşiktaşla yaptıkları maçlarda bariz hakem hatalarına kurban giden özellikle abdullah avcı, okan buruk ve eskişehirspor başkanı maç sonu açıklamalarında "galatasarayın daha çok ihtiyacı vardı, hamza hoca adına sevindim, hakemlerde insan yardımcı olmak lazım, yapacak birşey yok önümüzde ki maçlara bakacağız" gibi futbol ortamımızın bilmediği bir dilden konuşmuş ve aynı isimler fenerbahçe maçları sonrasında ise hakemleri ağrı bir dille eleştirmişti. 
asıl meseleye gelecek olursak, aslında ligin ikinci yarısı fenerbahçenin kazandığı penaltılar ne hakemlerin biranlık boşluklarından ne de adil oyun anlayışından değildi. asıl amaç fenerbahçe karşısında gerçek bir madur oluşturmak ve fenerbahçeye aleyhine algıyı yönetmekti. hemen hemen tüm yorumcular ve eski hakemler ağız birliği yapmışcasına kararları aynı şiddette eleştirdi ve fenerbahçenin galibiyet serisini şansa ve hatta ligimizin kalitesizliğine bağladılar. çok alışık olduğumuz senaryo yine önümüze kondu. futbolu yönettiğini sanan akbabalar, galatasarayın devreden erken çıkmasıyla fenerbahçeye karşı tek rakip kalan beşiktaşın bu yarışı tamamlayamayacağını çok iyi bildiklerinden ligde bu iki takıma rakip olan diğer takımların karakteriyle oynamaya gittiler. tıp ki 2006 (denizli), 2010 (bursa) ve 2011 (trabzonspor) senelerinde olduğu gibi. 
fenerbahçelilere sorsalar; "verilen/verilmeyen hakem kararları mı, yoksa rakiplerin maç seçmesi mi daha irite edici?" diye, eminim ki hepsi rakiplerin bize oynadıkları futbolla rakibimize oynadıkları futbol arasında ki farktan bahseder. tam olarak da bu sene yeniden lige verilmeye başlayan ayar budur. amaç fenerbahçeyi yada beşiktaşı hakemlerle şampiyon yapmak değil, çok daha temizi olan algılarla oynayıp rakiplerin ve hakemlerin beşiktaşa minumum, fenerbahçeye ise maksimum dirençle maça çıkmalarını sağlamak. işte sergen 'in mondragon 'la karşı karşıyayken birden ortasahaya geri pas atma fikrine kapılması ya da cordoba 'nın maçın son dakikasında topu elle kurup hasan kabze'den gol yemesi gibi futbol kurallarının tamamen içinde fakat mantığın dışında karar almasını sağlayan bu  dirençti. hatta daha dramatiği, bir kaç hafta önce güya öz evladımız beykan şimşek bile kiralık gittiği takım da fenerbahçeye karşı ekstra motivasyonla oynamış hatta maç sonu hiç haddi değilken çıkıp talihsiz bir şekilde saçma sapan açıklamalar yapmaştı. çünkü beykan iyi futbolculuğunun yanından "ekmek yediğim yer" geyiğini fenerbahçe üzerinden, fenerbahçeye karşı kullanmaya ihtiyacı duymuştur. onun bile bilinç altında bir yerlerde sivasspora gönderilmesinin maduriyeti yatıyormuş çünkü fenerbahçeye ulaşamayan herkes mutlaka hakkının yendiğini düşünür.
fenerbahçenin en zorlu rakibi herzaman saha dışında olmuştur. bu yüzden fenerbahçe başkanı çok güçlü olmak zorundadır, bu yüzden fenerbahçe taraftarı takımını herzaman destelemek zorundadır. fenerbahçe bu yüzden kaybetse bile eşsizdir. bu yüzden fenerle kimse başa çıkamaz..