8 Şubat 2016 Pazartesi

yine, yeni, yeniden..

süper ligde 20. hafta itibariyle fenerbahçe iki maç fazlasıyla beşiktaşın iki puan önünde lider. 
lig de ikinci yarının başlamısıyla daha önce ki tecrübelerimize dayanarak çok kolay fark edebildiğim bir durum yeniden baş göstermeye başladı, algı. 
ligin ilk yarısı en ihtiyaç duyulduğu dönemlerde, en hak ettiği penaltıları alamayan fenerbahçenin, hakemlerin bariz yardımıyla ittire kaktıra kendisine rakip yapılan beşiktaşa rağmen direnci kırılmamış hatta 25 maçlık bir yenilmezlik serisi yakalamıştı. devre arasını şu veya bu sebeplerle transfer yapmadan geçiren fenerbahçe ligin ikinci yarısı, ilk yarının tersine flaş penaltı kararlarıyla gündeme oturdu. bana göre tamamı haklı olan kararlar, adalet yada hakemlerin dik duruşu neticesinde değil yine herzaman ki fenerbahçeye karşı oluşturulan "madur takım" projesinin %75 gibi bir başarı yakalamış olmasından dolayı verilmeye başlandı, nasıl mı? tabii ki de "madur edebiyatı"nın bu topraklarda herzaman madur olduğunu iddaa eden tarafa çıkar sağladığı gerçeği yüzünden . 
tüm eski hakemlerin ve futbolcuların tv ekranlarında, köşe yazılarında bol bol eleştirdiği kararlar değil rakip takımları, içimizde ki talı su fenerbahçelilerini bile "hep mi size, biraz da bize çalsınlar" mesnetsizliğine itti. halbu ki perşembenin gelişi çarşambadan belliydi, ligin ilk yarısı galatasaray ve beşiktaşla yaptıkları maçlarda bariz hakem hatalarına kurban giden özellikle abdullah avcı, okan buruk ve eskişehirspor başkanı maç sonu açıklamalarında "galatasarayın daha çok ihtiyacı vardı, hamza hoca adına sevindim, hakemlerde insan yardımcı olmak lazım, yapacak birşey yok önümüzde ki maçlara bakacağız" gibi futbol ortamımızın bilmediği bir dilden konuşmuş ve aynı isimler fenerbahçe maçları sonrasında ise hakemleri ağrı bir dille eleştirmişti. 
asıl meseleye gelecek olursak, aslında ligin ikinci yarısı fenerbahçenin kazandığı penaltılar ne hakemlerin biranlık boşluklarından ne de adil oyun anlayışından değildi. asıl amaç fenerbahçe karşısında gerçek bir madur oluşturmak ve fenerbahçeye aleyhine algıyı yönetmekti. hemen hemen tüm yorumcular ve eski hakemler ağız birliği yapmışcasına kararları aynı şiddette eleştirdi ve fenerbahçenin galibiyet serisini şansa ve hatta ligimizin kalitesizliğine bağladılar. çok alışık olduğumuz senaryo yine önümüze kondu. futbolu yönettiğini sanan akbabalar, galatasarayın devreden erken çıkmasıyla fenerbahçeye karşı tek rakip kalan beşiktaşın bu yarışı tamamlayamayacağını çok iyi bildiklerinden ligde bu iki takıma rakip olan diğer takımların karakteriyle oynamaya gittiler. tıp ki 2006 (denizli), 2010 (bursa) ve 2011 (trabzonspor) senelerinde olduğu gibi. 
fenerbahçelilere sorsalar; "verilen/verilmeyen hakem kararları mı, yoksa rakiplerin maç seçmesi mi daha irite edici?" diye, eminim ki hepsi rakiplerin bize oynadıkları futbolla rakibimize oynadıkları futbol arasında ki farktan bahseder. tam olarak da bu sene yeniden lige verilmeye başlayan ayar budur. amaç fenerbahçeyi yada beşiktaşı hakemlerle şampiyon yapmak değil, çok daha temizi olan algılarla oynayıp rakiplerin ve hakemlerin beşiktaşa minumum, fenerbahçeye ise maksimum dirençle maça çıkmalarını sağlamak. işte sergen 'in mondragon 'la karşı karşıyayken birden ortasahaya geri pas atma fikrine kapılması ya da cordoba 'nın maçın son dakikasında topu elle kurup hasan kabze'den gol yemesi gibi futbol kurallarının tamamen içinde fakat mantığın dışında karar almasını sağlayan bu  dirençti. hatta daha dramatiği, bir kaç hafta önce güya öz evladımız beykan şimşek bile kiralık gittiği takım da fenerbahçeye karşı ekstra motivasyonla oynamış hatta maç sonu hiç haddi değilken çıkıp talihsiz bir şekilde saçma sapan açıklamalar yapmaştı. çünkü beykan iyi futbolculuğunun yanından "ekmek yediğim yer" geyiğini fenerbahçe üzerinden, fenerbahçeye karşı kullanmaya ihtiyacı duymuştur. onun bile bilinç altında bir yerlerde sivasspora gönderilmesinin maduriyeti yatıyormuş çünkü fenerbahçeye ulaşamayan herkes mutlaka hakkının yendiğini düşünür.
fenerbahçenin en zorlu rakibi herzaman saha dışında olmuştur. bu yüzden fenerbahçe başkanı çok güçlü olmak zorundadır, bu yüzden fenerbahçe taraftarı takımını herzaman destelemek zorundadır. fenerbahçe bu yüzden kaybetse bile eşsizdir. bu yüzden fenerle kimse başa çıkamaz..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder