futbol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
futbol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Ekim 2016 Cuma

gülmeyi unuttuk be kamil.

Önce bir 10 hafta geçsin istiyordum yorum yapmak için ama bu sefer beklemenin anlamı yok zira bir 10 hafta daha geçse birşey değişmeyecek gibi.

Herkesin hem fikir olduğu gibi kadrodaki dengesizlik ve üzerlerine kabus gibi çöken taraftar baskısı Fenerbahçe 'yi henüz ligin başında liderin 8 puan gerisine itti.

Biraz alıştırma olsun diye biraz da tarihe not düşme adına sebeplerinden bahsetmek gerekirse;

1. Takımda yaratıcı oyuncu eksikliği süper lig ortalamasının bile altında ve ben böyle bir kadroyu hayatımda hatırlamıyorum.

2. Sürekli konuşulan "takımın rakibi karşılama mesafesi". Bunun da sebebi yine yeteneksizlik ve hantallık çünkü oyuncu ortasahaya kadar gelip savunma yaptığı takdirde kazanılan topla hılı hücuma geçebilecek yetenekde değil ve bunun farkında, bu sebeple mehmet topaldan sonrası hep kurulan oyuna uzak durumda. 

3. Takımda hakim rüzgarın özgüvensizlik olması.

4. Futbolcuların, nasıl olsa taraftar yönetime ve hocalara sürekli kızgın ayağına kendilerini bu olaydan sorumslu tutmamaları.

5. Ve bence de en önemlisi taraftarın vazgeçmesi.

Dün akşam man utd maçına çıkmadan önce hemen hemen herkes aslında mağlubiyete emindi ve bunun sebebi işte 5. maddede yazan taraftarın vazgeçmesi. Geride kalan 10 sene içinde denizli faciasıyla başlayan akıl almaz yıkıma; "Fenerbahçe 'li zor günde şöyle güçlü, böyle vefalı, vay efendim yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır" geyiği ile, hindistandaki fukaranın ölümden sonraki zenginliğini beklemek adına nehir kenarında dal taşak yıllanması aynı şeyler. 

Fenerbahçe 'nin muzaffer ruhunu çaldılar, en umutsuz maç öncesi, bir seyyar satıcının "Fener tersten saplar" lafıyla birleşip şahlanan camianın enerjisini çaldılar, tüm sezon her maçına koşup ilgili ilgisiz herkesin desteklediği takım avrupa kupası finalinde ezeli rakibine yenilerek taraftarın kalbini yerinden söktü attı bunda bile bir reaksiyon göstermeyip arsızca o şubeye o formayı giydirdiler. 3 temmuzun en büyük paydaşından intikamın en sportmence, kandisine en yakışır şekilde almasını bekleyen taraftarın gözünün içine baka baka kulübede kahve içine o formayı yine emanet ettiler. 

Kardeşim kimse kusura bakmasın, daha önce kendi ifadesiyle "yeni doğan kızının büyüyüşünü kaçırmamak için" yanında olmanın tek yolu olan yargıtay kararını bekleyen ve Fenerbahçe 'yi her kulvarda ezdiren şahıs ve işbirlikçileri yukarıdaki herşeyin de sebebi.

22 Ağustos 2016 Pazartesi

unutulanlar dışında değişen bir şey yok.

2016/2017 futbol sezonu başladı ve ilk maç başakşehir maçıyla birlikte bir durum değerlendirmesi yapmak gerekirse eğer, fenerbahçe en hazır olması gereken sezona belki de son yıllarda ki en kötü girişlerinden birini yaptı.

benim futboldan hatta spordan anladığım şudur; hangi oyuncularla hangi takıma karşı maça çıktığınızın bir önemi yoktur. önemli olan bir iddaanızın olup olmamasıdır. spor bir iddaa meselesidir herşeyden önce. rakibini yenmek, yenilmemek, gol atmak veya gol attırmak.. maça inatla, azimle ve bunları yapabilecek olgunlukta ve bu yolda herkesin birbirine yardımcı olacağı bir kadroyla çıkarsanız eğer, fenerbahçeyseniz birde, genelde galip gelirsiz yada yenilseniz bile kazanan olursunuz, nerede? insanların gözünde, kendi vicdanınızda.

şimdi başakşehir maçına bakarsak eğer çok net olan mevzular var;

1- hoca cesur, hamle adamı olduğu belli ama ligi ve oyuncuları tanımıyor.

2- ozan, hasan ali, salih, stoch dışında kendisini ispatlamaya çalışan yok ve malesef üçü de aslında en iyi ihtimalle fenerbahçenin yedekleri.

3- volkan, topal, skrtel, emenike, volkan şen, alper, vdw, fernandao kendilerine güvenleri olan ama yeterli antreman ve gaz eksikliğinden dolayı ilk kayıpta  "futbol bu, yenmekte var yenilmekte, önümüzde ki maçlara bakıcaz" lafıyla profesyonel(!) takılacak tipler.

4- vitor perreira 'nın antreman ve taktik yüklemelerini bilmem ama yanlış kadro yapılanmasıyla bizlere yeni sezon da ucube bir kadro bıraktığı kesin.

5- fenerbahçe yavaş yavaş kazanmaya ve kafaya oynamaya başlayacaktır fakat şu oyuncu grubuyla avrupa da gruplardan sonra elenip türkiye ligi ve kupasını kaybedecek gibi duruyor.

6- ozan ve salih 'e alternatif yaratılamazsa 3 veya 4 maç sonra bu çocukları kadıköyde sahaya gömerler ve önümüzde ki yıllara olcan adın olarak anadolunun muhtelif klüplerinde, trabzon ve daha sonra gs 'de kadro dışı kalana dek devam ederler.

kısacası vitor 'un istekleri doğrultusunda ve yöneticilerin akıl almaz acizliğinden dolayı lige çok acaip bir kadro yapısıyla girdi fener. kadroda nereden baksanız 20 milyonluk 3 tane stoper bulunuyor ama ortasahada 5 milyon edebilecek 1 tane oyuncusu yok. 3 forveti toplam 20 milyon ediyorken onlara top atacak olanlar ikişer milyondan vasat bir kaç futbolcu. yani plansız programsız kurulan bir kadro ve camianın üzerinde artık karabasan gibi çöken bir umutsuzluk..

fenerbahçe 'ye çok acil 2 adet yaratıcı ortasaha oyuncusu ve hepsinden önemli fenerbahçe 'nin muzaffer ruhunu geri getirecek hamleler lazım. bunu yeni hoca tek başına asla başaramaz, yönetim 28 şampiyonluğun sayılması, 3 temmuzda tff de yöneticilik yapan şarlatanlara dava açmak, taraftar gruplarına ayar vermeyi bırakmak gibi somut hamlerde bulunmalı yoksa ligin ilk yarısı gelmeden taraftar havlu atar, taraftar havlu atarsa varın takımın halini siz düşünün.

12 Mayıs 2016 Perşembe

kanser et bizi fener..

Evet lig bitti sayılır ve Fenerbahçe daha önce hiç bu şekilde iki sene üst üste aynı hatalar silsilesiyle şampiyonluğu kaybetmişmidir, sanmıyorum. 
Neydi bu hatalar öncelikle ona bakalım.
Öncelikle en popüler olandan başlayalım; geçen senenin aynısı olan forvet transferi yapmayarak bir hata yaptı Fenerbahçe. Yine geçen senenin aynısı sayılabilecek bir diğer hata, hocanın yetersizliği, bir başka benzer hata ortasaha da yaratıcı oyuncu eksikliği ve diego 'ya olan güven. Yani görüldüğü gibi geçen seneye göre çok daha pahalı bir kadro (daha güçlü olup olmadığı tartışılır) ve aynı düzey bir başarısızlık.
Herzaman söylerim bir futbol takımının tüm sezon en iyi oyuncusu defansif ortasaha oyuncusu olmaz. Böyle bir şey dünyanın hiç bir takımında yoktur. Çok iyi ortasaha oyuncularıyla şampiyon olunur, en verimli oyuncusu ortasaha oyuncusu da olabilir ama en gözde en flash oyuncusu ortasaha hele ki defansif ortasaha oyuncusu olmaz. Fenerbahçe de senenin en iyi oyuncusu şüphesiz mehmet topal, sonra kjaer, gökhan gönül diye gider bu. Hiç kimse 1 tane kanat veya forvet oyuncusu yazamaz çünkü iki senedir hepsi berbatlar. Peki geçen sene enaz 10 maç sonrası "hatalarımızdan ders alacağız" açıklaması yapan etkili Fenerbahçeli futbolcular ve yetkili kişiler bu sene neredeler ve ne yaptılar? Hiç birşey. Çünkü adamlara hesap soran yok, adamların tek endişeleri Fenerbahçe dışında hiçbir takımdan kazanamayacakları paralar. Yani aziz yıldırım 'ın stadyumda bağırdığı "paralı köpekler" esas olarak bunlar. 
Taraftar o kadar mağlup oldu ki 5 sene boyunca artık ne takıma ne de başkana sahip çıkacak hali kaldı. Stadyumda kötü oynayan oyuncu veya hoca yuhlandığında nezamandan beri Fenerbahçe 'nin futbolcusu ya da yöneticisi ekran karşısından taraftara "ayıptır, yakışmıyor" diye ayar verir oldu ya? Ulan yakışmayan senin üzerinde ki forma be deyus. Taraftar, hele ki Fenerbahçe taraftarı bilmiyor mu kime nasıl sahip çıkacağını itoğlu it, 5 senedir mahkeme mahkeme geziyor bu taraftar. Peki nezamandan beri kendi taraftarına nispet yapar oldu hocayla oyuncu? Kadıköyde  rvp-vp 'nın birbirine sarılması mesela, ne ayaksınız siz ya? Sizin atarınız kime? Şovunuz kime arkadaş? Bütün camiayı sen 28 hafta kanser et "yok küsler yok ayrılacaklar" diye, üzerine de bir sikim yeme futbol olarak, caner 'i küstür taraftarı kalbinden bıçakla, 29. hafta iş işten geçmiş 2 gol atınca gidin sarılın, taraftara eyyorlama yapın, olacak iş değil yeminle.
Zaten 5 senedir her açıdan yıpranmış kulüp, finansal açıdan, medya da, saha da her alanda yıpranmış. Gitmiş en büyük rakibine avrupa finalinde kupa vermişsin, kendi evinde vasat teknik direktörün yüzünden 2012 senesinde tam da bugün şampiyonluğu vermiş, taraftar tüm gece polisten işkence görmüş. Mahkeme mahkeme gezmiş bu taraftar, yapmadığı organizasyon kalmamış amk yine de bırakmamış takımının peşini ve 2014 sezonunda yeniden şampiyon olmuş bu takım. Taraftar derin bir "ohh" çekmişken, ezeli rakibinle şampiyonluk sayın eşitken ve 4. yıldıza 1 sene kala ersun yanal 'ı apar topar kovmuşsun, takımın başına bir başka çapsız ismail kartal 'ı getirmiş zulümü yeniden başlatmışsın. Hadi "4. yıldız falan çok da önemli değil, yeniden yapılanma vs." demişken 2016 senesine geldiğimizde sonuç ortada. 
Fenerbahçe futbol şubesi çok başarısız kim ne derse desin. Böyle mücadele verilmez. Futbolda ki tüm kurumlarda 1 tane lobin yok, geçtim onu uefa 'dan cumhurbaşkanına, mhk başkanından Fenerbahçe eski başkanına kadar herkes senden nefret ediyor sen kalkmış stadyumda taraftara atar yapıyorsun. Bu kadar düşüncesizlik olmaz, herşeyin farkındasın hatta herkesten daha iyi biliyorsun ama ben de şunu biliyorum; yargıtayda aklanmayı garanti altına almak için başkanlığı bırakmıyorsun. Sen tepede ki iradeye  "bırakmıyorum" restini çekerken, o da seni kenan evren lisesi arazisinden tut da volkan şen 'e verilmeyen penaltı kararına kadar madur ediyor. Restine karşı rest diyor ve sen de bu resti görmene rağmen Fenerbahçe 'yi ezdirmekten geri kalmıyorsun çünkü aklanman lazım. Çünkü senin başlattığın projeleri devam ettirmesi lazım yeni gelecek olanın, çünkü burası senin babanın şirketi amk. Evet kimden bahsettiğim ve başarısızlığı kimin üzerinden gösterdiğim açık sanırım. 
Aziz yıldırım Fenerbahçe 'nin ve Türk futbol tarihinin efsanesidir ama bu ülke lobilerin, şeyhlerin, dervişlerin, camiaların cirit attığı bir memleket yani aslında senin beceremediğin kaypaklığın memleketi burası. Yeni Türkiye de bu kurumlar ve kişiler arasında ki dengeyi kuramıyorsan Fenerbahçe başkanı da olmayacaksın arkadaş, malesef bu böyle. Tabiki de Fenerbahçe dik duracak, kimseye boyun eğmeyecek o ayrı, ama varlığını ve gücünü de korumak zorunda bir şekilde. 
Bu taraftar her yerde saldırıya uğramak zorunda değil. Kendi hakkını, daha önce defalarca yaptığı gibi savnumasını bilir fakat bu seferde senden ve senin götünü kaldırdığın düşük IQ 'lu futbolcudan ayar yemek zorunda da değil. Kim yuhlanacaksa yuhlanacak, kim gideceksen gidecek adam olanlar gelecek bu klübe. Resmen batırdınız herşeyi.

9 Şubat 2016 Salı

ya herro ya merro

bu fenerbahçe düşerse heryerden düşer..
ligde oynadığımız antalyaspor maçı ve kupada dün oynadığımız amedspor maçı gösteriyor ki bugüne kadar enazından "savunması iyi, az atıyor ama hiç yemiyor vardır bir bildikleri" dediğimiz takımın bir bildiği olmadığı gibi savunmadaki başarısı da bir taktiğin eseri değilmiş. 
kayserispor maçıyla başlayan fenerbahçenin ortasahasına pres taktiği sonraki iki takımda da iş gördü. ağır ve teknik kapasitesi yerlerde olan fenerbahçe ortasahasına önde pres yapan her takım kazandığı toplarla pozisyona girdi, golü buldu. hücum-defans hattı birbirine yakın oynayan ve oyunu genelde mehmet demirkolgillerin 3. bölge diye adlandırdığı bölgede oynamaya alışık olan fenerbahçenin son iki maçta 7 gol yemesinin nedeni, ortasahadaki bu yavaşlık. sene başından beri ümitle beklediğimiz ama bir türlü göremedeğimiz ara pas ve etkili dış şut vitor hocanın takımında olmayacak anlaşılan, bu yüzden fenerbahçe acilen özgüvenini geri kazanmalı ve rakip takımdan hızlı top kapıp hızlı hücum yapma modeline dönmeli yoksa deplasmanda pek galibiyet görünmüyor bize. bunu yapması için deplasmanda markovic ve ozan tufan formayı zor görür, alper, diego veya volkan şen dış şut atma konusunda markovic ve ozan tufan 'dan hem daha istekli hem de ceza sahası dışında daha yaratıcılar.
öyleyse, yani fenerbahçe ortasahası topal ve josef ikilisine emanetse hücum bölgesinde oynayan oyunculardan enaz iki tanesinden alex & niang performansı göremezsek şampiyonluk hayal arkadaşlar. rvp zaten yarım adam kim ne derse desin. olmadı, bir türlü ağırlığını koyamadı takıma. fernadao ise oldukça sınırlı özellikleri olan bir oyuncu. caner erkin 'de nani 'yi bozuyor sol kulvarda yani bir senkron oluşturamadılar birlikte. hal böyleyken devre arasında forvet transferi de gelmeyince, hoca hasan ali-caner tercihinde ne yaptıysa hücumcular içinde bunu yapmalı yani nani, alper, diego, volkan ve markovic 'ten kim daha az hata yapıp  daha çok verim sağlar ona bakmak lazım. beşiktaşa top yekün yüklenmeye çalışılan özgüven ve fenerbahçe 'nin yine günah keçisi ilan edilmesinden sonra hocaya ve oyunculara "savunma takımı, hücum varyasyonu falan bırakın bu işleri topu ayağınızdan çabuk çıkarın, ne yapıp edin rakip ceza sahası üzerinde topu nani, fernandao, rvp veya diego dan birine mutlaka ulaştırın" demek lazım gerisi boş. kasımpaşa maçında fenerbahçenin mutlaka galip geleceğini düşünüyorum ama takımın nereye kadar gidebileceği lokomotiv moskova ve bursaspor maçında belli olacak, zira bu fenerbahçe lig yarışından pes ederse tüm kupalardan elenir. kısacası özellikle ligde kaybedilecek 2 mağlubiyet daha herşeyi bitirir sezon sonu da herkes yolunu bulur olan fenerbahçe taraftarına olur. 
bilgilerinize rica ederim. :)

8 Şubat 2016 Pazartesi

yine, yeni, yeniden..

süper ligde 20. hafta itibariyle fenerbahçe iki maç fazlasıyla beşiktaşın iki puan önünde lider. 
lig de ikinci yarının başlamısıyla daha önce ki tecrübelerimize dayanarak çok kolay fark edebildiğim bir durum yeniden baş göstermeye başladı, algı. 
ligin ilk yarısı en ihtiyaç duyulduğu dönemlerde, en hak ettiği penaltıları alamayan fenerbahçenin, hakemlerin bariz yardımıyla ittire kaktıra kendisine rakip yapılan beşiktaşa rağmen direnci kırılmamış hatta 25 maçlık bir yenilmezlik serisi yakalamıştı. devre arasını şu veya bu sebeplerle transfer yapmadan geçiren fenerbahçe ligin ikinci yarısı, ilk yarının tersine flaş penaltı kararlarıyla gündeme oturdu. bana göre tamamı haklı olan kararlar, adalet yada hakemlerin dik duruşu neticesinde değil yine herzaman ki fenerbahçeye karşı oluşturulan "madur takım" projesinin %75 gibi bir başarı yakalamış olmasından dolayı verilmeye başlandı, nasıl mı? tabii ki de "madur edebiyatı"nın bu topraklarda herzaman madur olduğunu iddaa eden tarafa çıkar sağladığı gerçeği yüzünden . 
tüm eski hakemlerin ve futbolcuların tv ekranlarında, köşe yazılarında bol bol eleştirdiği kararlar değil rakip takımları, içimizde ki talı su fenerbahçelilerini bile "hep mi size, biraz da bize çalsınlar" mesnetsizliğine itti. halbu ki perşembenin gelişi çarşambadan belliydi, ligin ilk yarısı galatasaray ve beşiktaşla yaptıkları maçlarda bariz hakem hatalarına kurban giden özellikle abdullah avcı, okan buruk ve eskişehirspor başkanı maç sonu açıklamalarında "galatasarayın daha çok ihtiyacı vardı, hamza hoca adına sevindim, hakemlerde insan yardımcı olmak lazım, yapacak birşey yok önümüzde ki maçlara bakacağız" gibi futbol ortamımızın bilmediği bir dilden konuşmuş ve aynı isimler fenerbahçe maçları sonrasında ise hakemleri ağrı bir dille eleştirmişti. 
asıl meseleye gelecek olursak, aslında ligin ikinci yarısı fenerbahçenin kazandığı penaltılar ne hakemlerin biranlık boşluklarından ne de adil oyun anlayışından değildi. asıl amaç fenerbahçe karşısında gerçek bir madur oluşturmak ve fenerbahçeye aleyhine algıyı yönetmekti. hemen hemen tüm yorumcular ve eski hakemler ağız birliği yapmışcasına kararları aynı şiddette eleştirdi ve fenerbahçenin galibiyet serisini şansa ve hatta ligimizin kalitesizliğine bağladılar. çok alışık olduğumuz senaryo yine önümüze kondu. futbolu yönettiğini sanan akbabalar, galatasarayın devreden erken çıkmasıyla fenerbahçeye karşı tek rakip kalan beşiktaşın bu yarışı tamamlayamayacağını çok iyi bildiklerinden ligde bu iki takıma rakip olan diğer takımların karakteriyle oynamaya gittiler. tıp ki 2006 (denizli), 2010 (bursa) ve 2011 (trabzonspor) senelerinde olduğu gibi. 
fenerbahçelilere sorsalar; "verilen/verilmeyen hakem kararları mı, yoksa rakiplerin maç seçmesi mi daha irite edici?" diye, eminim ki hepsi rakiplerin bize oynadıkları futbolla rakibimize oynadıkları futbol arasında ki farktan bahseder. tam olarak da bu sene yeniden lige verilmeye başlayan ayar budur. amaç fenerbahçeyi yada beşiktaşı hakemlerle şampiyon yapmak değil, çok daha temizi olan algılarla oynayıp rakiplerin ve hakemlerin beşiktaşa minumum, fenerbahçeye ise maksimum dirençle maça çıkmalarını sağlamak. işte sergen 'in mondragon 'la karşı karşıyayken birden ortasahaya geri pas atma fikrine kapılması ya da cordoba 'nın maçın son dakikasında topu elle kurup hasan kabze'den gol yemesi gibi futbol kurallarının tamamen içinde fakat mantığın dışında karar almasını sağlayan bu  dirençti. hatta daha dramatiği, bir kaç hafta önce güya öz evladımız beykan şimşek bile kiralık gittiği takım da fenerbahçeye karşı ekstra motivasyonla oynamış hatta maç sonu hiç haddi değilken çıkıp talihsiz bir şekilde saçma sapan açıklamalar yapmaştı. çünkü beykan iyi futbolculuğunun yanından "ekmek yediğim yer" geyiğini fenerbahçe üzerinden, fenerbahçeye karşı kullanmaya ihtiyacı duymuştur. onun bile bilinç altında bir yerlerde sivasspora gönderilmesinin maduriyeti yatıyormuş çünkü fenerbahçeye ulaşamayan herkes mutlaka hakkının yendiğini düşünür.
fenerbahçenin en zorlu rakibi herzaman saha dışında olmuştur. bu yüzden fenerbahçe başkanı çok güçlü olmak zorundadır, bu yüzden fenerbahçe taraftarı takımını herzaman destelemek zorundadır. fenerbahçe bu yüzden kaybetse bile eşsizdir. bu yüzden fenerle kimse başa çıkamaz..